yonetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yonetim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Araştırma : Finansal Fair Play

Hep söylüyoruz , yeri geliyor yazıyoruz çiziyoruz. FİNANSAL FAIR PLAY diyoruz. Özellikle Türk kulüpleri için önemli bir durum. Antalyaspor’umuz için de öyle tabi. Fakat nedir bu Finansal Fair Play ? Kriterler nedir arkadaş? Neye izin verir neye vermez? Kabaca araştırma yapıp kategoriler halinde paylaşalım.

Finansal Fair Play , UEFA’nın dünya futbolunda devrim yaratacak , 2013 yılından itibaren UEFA’ya üye olan her ülke kulüplerinin uymak zorunda olduğu kurallar bütünüdür. Bu kurallar bütünü 1 OCAK 2013’den itibaren yasal olarak yürürlülükte olacak.



UEFA’nın kulüp lisans sistemi kulüpleri şimdiden bu ileriye dönük proje için hazırlanmaya zorluyor. Bu kriterleri ana başlıklar haline getirecek olursak ;

1) Mali Yapı
2) Personel ve İdari Yapı
3) Sportif
4) Altyapı ve Tesis
5) Hukuki

Bu başlıklar altındaki kriterlerin ulaşmasının planlandığı hedefleri bir özetlersek ;

1) Kulüplerin mali konularda daha dikkatli davranmalarını sağlamak
2) Kulüplerin gelir ve giderler düzeylerini uyumlu hale sokmak
3) Kulüplerin tesislerine,altyapısına ve genç futbolculara daha çok önem vermesini sağlamak
4) Kulüplerin yasal yükümlülüklerini zamanında karşılamasını sağlamak.

Önümüzdeki sezon zorunlu hale gelecek olan ULUSAL LİSANS SİSTEMİ de bu kriterler ışığında hazırlanmakta. Kulüpler kendi ülkelerinin liglerinde mücadele edebilmek için kendi federasyonlarından bu lisansı her yıl almak durumunda olacaklar. Ulusal Lisans Sistemi kriterleri de özetçe şu şekilde anlatılabilir ;

1) Başka kulüplere geçmiş dönem borcun bulunmaması
2) Vergi borçlarının bulunmaması
3) Şahıslara borcun bulunmaması

UEFA, federasyonlardan bu bilgileri ve de geleceğe yönelik mali bilgileri ve 1 Haziran 2013 tarihinden itibaren gelir-gider denge zorunluluğu şartının uygulamasını görmek amacıyla 30 Haziran ve 30 Eylül tarihleri itibarıyla kontrol ederek kendilerine ulaştırılmasını istiyor ve bu kısmen uygulanıyor. UEFA yönetimi, Mayıs 2010'da UEFA Kulüp Mali Kontrol Paneli'ni kurdu. Bu panel, kulüp izleme sürecini yönetmekte ve özellikle lisans alan kulüp tarafından hazırlanıp lisans verene (TFF) sunulan belgeleri kendilerince ve de ilişkili kulüpler açısından da değerlendirmektedir.

Gerek federasyonun kulüplere yaptığı bilgilendirme toplantıların da gerekse UEFA’nın kendi internet sitesinden yayınladığı makalelerde bu kriterlerin ayrıntılarından söz ediliyor.

UEFA yaptığı bilgilendirmelerde kulüplerin uyum süreci için ilk birkaç yıl düşük düzeyde borçlanmasına izin verileceği belirtiliyor. Kriterlerden en dikkat çekeni gelir-gider uyumu. Kulüpler transfer bütçesini yıllık gelirinin belli bir miktarı kadar ayırabilecek.

UEFA yönetimi her fırsatta bu kriterleri uygulamaya koymakta kararlı olduklarını , kriter dışı kalanlara yaptırım uygulanacağını belirtiyor.
Zaten UEFA 2013 Finansal Kriterleri’nden önce kulüplerin Ulusal Lisans Sistemi’ne dahil olması , kriterlere uyulmaması halinde verilecek ilk cezanın lige alınmama olacağını gösteriyor.

Bu kurallar bütününün çıkışını körükleyen en temel unsur milyarderlerin kulüplerin değerini ödeyerek , futbola oyun harici yön verme çabaları olmuştur. Avrupa devi Chelsea’nin satışı ardından gelen ard arda satışlar.. M.City’nin Malaga’nın satışı derken bir satımda Rus ekibi Anzhi’nin satışı.. Futbola resmen tüccar müdahalesi. Rekabet , oyuna göre değer ortamının ortadan kaldırılmaya doğru gidilen süreç.



Yine önemli bir unsur kötü yönetimin köklü kulüplerin tarih olmasını sağlaması. Avrupa’da söz sahibi olmuş önemli ve eski kulüplerin gelir-gider ve yanlış politikalar sonucu kötü durumlara düşmesidir.

Bu finansal kurallar bütününün , Avrupa futbolunda en çok altyapı ve genç oyuncular düzeyinde atak sağlayacağı düşüncesindeyim. Kriterlerden birisi olan Altyapı ve tesis kriteri kulüplerin akademi liglerinde mücadele edecek takımlar açmasını , tesislerin daha fazla önem vermesine yönlendirecek. Bu yöneltim ile birlikte gelir-gider maddesindeki uyum kriteri dış transferde zorunlu kontrol sağlayacağı için birçok kulüp kendi futbolcusunu kendisi yetiştirme ilkesine daha çok başvuracaktır. Buda bence Avrupa futbolunu yeni ayaklar,yıldızlar adına gelişime götürecektir.

Bekleyip göreceğiz..

Yazımda tarihler ve bazı teknik bilgileri aldığım kaynaklar alttadır.





Tertemiz Takımın Taraftarı Olmak


Antalyaspor Kombine haftasının 3.günün de izlenimlerimi not ederken takıldı bu yazı gözüme. Kombine alan taraftarlarımıza hediyelerinin verildiği standda duruyor bu yazı. Sponsor desteği veren bir firmamızın vermiş olduğu diş macunu ve diş fırçasının sloganı. Ama slogandan çok daha fazlası ..

"TERTEMİZ TAKIMIN TARAFTARINA" diyor..

Tertemiz , yani güzel , saf.

Türk futbolunda şike iddiaları , ardından gelen toplu gözaltılar , tutuklamalar , soruşturmalar vs.. Ve ertelenen bir lig , uzayan kamp dönemi..

Şike soruşturmasında adı hiç geçmeyen çok nadir takımlardan Antalyaspor'umuz. Ama zaten bu ülkede hep doğru işler yapan , dürüst olan da zarar görür.

Uzayan kamp dönemi kulübümüze ek masraf çıkardığı gibi , şike soruşturması yüzünden bahis şirketlerinin Türk takımlarının hazırlık maçlarının çok büyük bir kesimini programlarına almaması kamp gelirinden de etti kulübümüzü. Ve bir çok hazırlık maçımızdan galip ayrıldığımızı düşünürsek zararımızın daha büyük boyutlarda olduğunu görebiliriz.

Şike soruşturmasını falan eleştirmiyorum inceden inceye , aksine destekliyorum. Haksızlıklar çıksın futbolumuz sadece futbol olsun istiyorum. Ama eğer ki doğruysa iddia edilenler , zararımızı söylüyorum. Oda şimdilik olan zarar..

Umarım soruşturma kararlılıkla devam eder , radikal kararlar ve önlemler alınır. Yoksa giden bir sezonluk kamp geliri olsun. Yeter ki futbolumuzu kirli ellerden uzak tutsunlar . İnşallah bunu yapabilirler..

Söylemeden edemiyorum , gurur duyuyorum Antalyasporlu olmaktan ! Gurur duyuyorum tertemiz olmaktan !
Bu gururu bana yaşatan dürüst yöneticilerimize , teknik ekibimize ve futbolcularımıza teşekkür ediyorum.

TERTEMİZ TAKIMIN TARAFTARINDAN..

İBRETLİK KÜME DÜŞME HİKAYELERİ

Hep yazılarımda belirtiyorum.Gelip geçici sportif başarı değil,kalıcı ayakları üzerinde duran sportif başarı istiyorum diye. Bu yüzden mevcut yönetimimize destek veriyorum uyguladıkları politikalarda.

Kulüplerde yönetimin ne kadar önemli olduğunu en yakın 2 örneğiyle belirtmek istiyorum. Avrupa'nın önemli iki kulübü.Adından söz ettirmiş, belli bir bütçeye sahip,isme sahip iki kulüp.Biri Fransız diğeri İtalyan.

Belki hemen tahmin edenleriniz olur, MONACO FC ve SAMPDORIA .

Monaco'dan başlayalım isterseniz anlatmaya.

Monaco Fransa'ya komşu küçük bir şehir devleti.Fakat turizm sayesinde ekonomik olarak bir çok Avrupa ülkesinden ileride. FC MONACO , bu şehir devletinin takımı. Fransa liginde mücadele ediyor. Monaco devletinin tek takımı olunca haliyle Monaco Kralı'nda desteğini alıyor bu kulüp. Avrupa'nın en köklü kulüplerindendir.


Monaco , Avrupa'da yıllardır kullandığı parçalı yani yarı kırmızı yarı beyaz forma ile bilinir. Hatta Antalyasporumuzun 2 sezondur kullandığı o parçalı forma taraftarlar arasında ''MONACO TARZI'' forma diye bilinir.

Monaco FC , 7 kez Fransa Ligi şampiyonluğu yaşamış,2003-2004 yılında Şampiyonlar Ligi Finali oynamış, Yakın zamanda Avrupa Ligi'nde boy gösteren bir kulüptü. Avrupa'nın en modern statlarından birisi olan , her yıl UEFA Süper Kupası Finaline ev sahipliği yapan ''Stade Louis II'' stadına sahiptir.

Bu maziye sahip dev, Fransa liginde son haftada LYON'a  evinde 2-0 mağlup olarak ligi 18.sırada tamamladı ve küme düştü.



Büyük bir kulüp, yönetim basiretsizliğine uğrayarak küme düştü.Son 2 yıllık süreçte dibe vurarak , devin çöküşünü gözler önüne sermiştir.


Bu devi ne adı,ne yakın tarih başarıları ne de Armasındaki o KRALLIK TACI kurtarabildi.

Gelelim diğer yönetim mağduru kulübümüze , İtalyan Sampdoria .



Sampdoria , İtalya'nın köklü kulüplerinden olmasıyla birlikte üst seviye bir taraftar kitlesine sahiptir. Hem seyirci oranı hem de görsel organizasyonlar ile hep ön planda olan bir taraftar profiline sahiptir.

Sampdoria , sağlam temeller üzerine dayatılmamış , ekonomiden önce sportif başarıyı düşünen bir yönetim anlayışı ile yönetildi son zamanda.Yaptığı flash,maliyetli transferler ile geçen sezon ligi üst sıralarda bitiren , Avrupa Ligi'ne katılmaya hak kazanan bir takımdı.Tabi ki sağlam dayanakları olmayan bu başarı çokta fazla uzun sürmedi.

Sampdoria sezonun ilk yarısı bittiğinde , İtalya liginde rahat ve Avrupa Ligi'nde oynayan bir takım iken ; devre arasında ekonomik sıkıntıya çare bulamayınca etkili oyuncularını elinden çıkardı. Yönetimin oyuncuları elinde tutamamasının yanı sıra,yerlerini iyi dolduramaması felaketi doğurdu.



Takımda çıkan huzursuzluklar,kadro derinliği azalıp oyuncular satılınca düşen kadro kalitesi ard arda kötü sonuçları getirdi. Önce Avrupa Ligi'nden elendi Sampdoria ve sezon bittiğinde İtalya liginde küme düştü.



Sampdoria'nın küme düştüğü son maçda kulüp başkanının taraftarların tepkisine maruz kalmamak için maç bitmeden stadı terkettiğini bir anektod olarak geçmek gerekir. Yine de kulakları çınlamıştır heralde..

Daha 1 sene önce Avrupa kulüpleri arasında kendine iyi bir yer edinme arayışında olan Sampdoria, artık B liginde mücadele edecek.


Yukarıdaki 2 acı örnek çok yakın zamanda yaşandı. Bunları göz önünde bulundurarak , kulübümüzü yönetenleri iyi gözlemlemeli ve Sn.Akıncıoğlu ve ekibinin ''Önce Ekonomi'' politikasının , sadece bir kaç yıl sonra hayata geçecek olan '' MALİ FAIR PLAY '' olgusunu düşünerek hareket edildiğinin bir kanıtıdır.

YAN GELİP YATMAYANLAR

Yazıma başlık düşünürken en uygun bu olur heralde diye karar kıldım.Kimden bahsediyorum? Tabi ki yöneticilerimizden..

Sezon daha bitmemiş ,  Antalyaspor bir sonraki sezonun transfer çalışmalarını neredeyse bitirmiş.Mantıksız diye düşünen olmuştur.Bence aksine çok güzel hareketler bunlar.

Antalyaspor , sezon henüz bitmeden transferini bitirdiği 2 oyuncuyu açıklıyor. Transfer etmek istediği oyuncularla da prensipte anlaştığını sezon bitince duyuracağını söylüyor.

Yani Mehmet Hoca ve Antalyaspor yönetimi , ligde bir amacımız kalmadığı haftalarda yan gelip yatmadığını gösteriyor.

Peki bu yan gelip yatmama bize neler kazandırdı? Kabaca özet geçelim..

Ligde amacı olan takımlar hala mevcut. Şampiyonluk , Avrupa Kupasına katılma ve bu transfer görüşmeleri yapılduğı zamanda ligde kalma mücadelesi verenler.

Yani birçok kulüp bir sonraki sezonun planlamasını-hazırlığını yapmak yerine amacına ulaşma derdindeydi. Bizim için iyi fırsattı. Maliyeti az , yararlı olabilecek oyuncularla görüşmelerin başlaması için en iyi zamandı.Öyle de oldu zaten.

Transfer çalışmalarını erken bitirmek Antalyaspor’a hem maliyet olarak hemde hazırlık dönemi için kazanç sağlar.

Sezon bittiği anda kulüplerin çok büyük çocuğunluğu başlar transfer çalışmalarına. Piyasa canlanır, fiyatlar uçar , dedikodular alır götürür ortalığı . Ve tabiki olmazsa olmaz menajerler üşüşür piyasaya. Futbolcuların kafası karışır , menajerler ortalığı karıştırır. Zararlı çıkan kulüpler olur. En büyük kazanç budur bizim için.

Bir diğer kazançta planlaması ve takvimi belirlenen sezon öncesi hazırlık çalışmaları kampı için. Kampa sonradan katılan oyuncu olmayacağı ya da olası sayının az olması ile hem fizik olarak hem de zihin olarak hazırlık dönemi tüm oyuncular için daha iyi geçecektir.Uyum sorunu en aza inecektir.Akabinde sezona başlangıcımız adına daha verimli olacaktır.

Emeği geçenlere teşekkürler..

NEDEN BAŞARILIYDIK? ''YÖNETİM''

İlk yazımda belirtmiştim , bence başarılı bir sezon geçirdik diye.İşte neden böyle düşündüğümün gerekçelerini yazacağım 2 yazılık bir yazı dizisinde.İki başlıkta olacak bu yazı dizisi. ‘’YÖNETİM’’ ve ‘’SPORTİF’’ .

Gelelim yazının içeriğine ; ‘’YÖNETİM’’

Bir yönetim ki milyonlarca borcu olan bir kulübe yön veriyor.Cesaret işi. Göreve başladığı ilk günden beri başkan bir strateji geliştiriyor.’’Öncelikli Hedef Mali İşler’’ . Ve kararlılıkla bunu uyguluyor.Tüm iş ilişkilerini kullanıyor , kulübe sponsor sağlıyor. Öyle böyle değil ama , ciddi gelirler elde ediyor sponsorlardan.Stratejinin diğer maddesi , maliyetsiz futbolcular. Kulüpleriyle olan ilişikleri bitmiş ya da sözleşmesi sona ermiş olan oyuncuları alıyor gündeme.Niyet çok açık.Sportif başarıdan önce borçları ödemek. Kararlılıkla bu düşüncede hayata geçiyor.Çok düşük bütçeyle kuruluyor kadro.Sonuç olarak borçlar ödeniyor, her geçen sene biraz daha ayakları üzerinde durabilen bir kulüp oluyoruz.

Yapılan bu iki uygulama kulübümüzü mali anlamda düzlüğe çıkarıyor şu anda.Kendi adıma konuşacak olursam ‘’Spor Kulübü Mali Yönetim Dersi ‘’ olarak spor kulübü yöneticilerine okutulabilecek bir şey. Aslında mesele düşünmek değil , kararlılıkla uygulayabilmek.Fakat ülkemizde kulüplerimizin içinde bulunduğu durum göz önüne alınınca ders olsun diyor insan.Bugün ülkemizin en büyük kulüplerinden biri yüzmilyonlarca borcun içinde hatta kendi başkanına milyonlarca borçlu.Hala dünya yıldızlarıyla görüşüyor,flört ediyor.Size mantıklı geliyor mu? Bana sağlam temeller üzerine kurulmamış hiçbir platform mantıklı gelmiyor. Gelip geçici başarı değil , kalıcı başarı ‘’BÜYÜK’’ yapar. Kalıcı başarı için iyi bir ekonomi temel oluşturur.Kendi ayakları üzerinde durabilen kulüp büyük olur. Bence Antalyaspor ‘’BÜYÜK’’ olma yolunda ilerliyor..

SEZON SONU , YAYIN BAŞLANGICI..

Blog sayfama ilk yazımı sezon sonu yazmak nasipmiş.Sezonun sonu , blog yayınının başlangıcı oldu benim için.

İyisiyle kötüsüyle , başarısıyla yeri geldi başarısızlıkla bir sezonu daha geride bırakıyoruz.Çok sevindiğimiz de oldu , çok üzüldüğümüzde..Hatta korktuğumuz da..

Ama genel olarak bence başarılı bir sezon geçirdik. Sadece futbol anlamında bakmamak gerek olaya.Kulübümüzün durumu belli.Başkanımız ve yöneticilerimiz ekonomik olarak düzlüğe çıkabilmek için ellerinden gelenin fazlasını ortaya koyuyorlar.Kararlılıkla mali stratejiyi uyguluyorlar.Maliyetsiz futbolcular bunun en büyük örneği. Başarılıydık dememin asıl nedeni bu..Elimizdeki kadronun ve bütçenin değeri belli iken ligi bütçe ve kadro derinliği açısından bizden üstün olan takımlardan yukarda bitireceğiz muhtemelen.

Tabi ki bu başarının temel taşlarından birisi de ''Sir'' Mehmet Özdilektir. Çünkü Mehmet Hoca , kendi kariyerinden , teknik direktörlük hayatından önce yani bizim tabirimizle ''Kendi CV'si'' önce Antalyaspor'un menfaatlerini düşünmüştür. Kulübü zor durumda bırakacak transfer politikası istememiş ve bence en önemlisi hiçbir zaman bunun arkasına sığınmamıştır.Mehmet hoca hiç ''Bunlarla bu kadar'' dememiştir.

Benim için başarı etkeni sadece puan tablosundaki sıralama, Türkiye Kupası'ndaki elemeler değildir. Elindekinin başarı oranıyla senin yapabileceğinin ne olduğu ve senin neler yaptığındır.Hem sportif anlamda hemde yönetimsel anlamda.

Öncelikle kulüp ve mali anlamda başarılarına devam eden Sn.Başkanımız Hasan AKINCIOĞLU ve yönetici büyüklerime teşekkürler.

Elindeki ile en iyi verimi almayı bilen , kulübünün çıkarlarını kendinden önce tutan hocamız ''Sir'' Mehmet Özdilek hocamıza teşekkürler.

Her zaman mücadeleci olan, ellerinden geleni yapan ve o kutsal formayı terleten oyuncularımıza teşekkürler..

Ve son olarak , kombinesini-biletini alıp , yol işkencesini çekip takımına destek olan taraftarlara teşekkürler..

Yeni sezon yeni heyecanlar inşallah.

VAR OL ANTALYASPOR !